1990’ların başında marjinal grupların dile getirdiği AB’den ayrılma (Brexit) fikri, 2008 küresel ekonomik krizi ile ana akım siyasilerin ifade ettiği bir istek olarak taraftar toplamaya başladı. Takvimler 2012’yi gösterdiğinde “British Influence” isimli düşünce kuruluşunun eski başkanlarından Peter Wilding, Brexit ifadesini literatüre soktu. Wilding, bu makalede İngiltere’nin AB içinde lider olmadığı takdirde Brexit’in kaçınılmaz hale geleceğini belirtti. 23 Haziran 2016‘da Brexit için referandum günü olarak belirlendi. İngiltere halkı, tercihini yüzde 52 ile Brexit’ten yana kullandı ancak AB’den ayrılma süreci, İngiltere’nin 4 senesini aldı.
Muhafazakar Partiye yakınlığıyla bilinen The Telegraph’ın anketine göre Brexit’i destekleyenlerin oranı yüzde 49, karşı olanların oranı yüzde 51 olarak yansıdı. İşçi Partisi, Temmuz 2024’te, 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarını devirerek tek başına iktidara geldi. Başbakanlık koltuğuna oturan Keir Starmer, AB’yle ilişkilere “reset atılacağı” mesajını verdi. İngiltere’nin 2027’de “Erasmus+” programına tekrar katılması kararlaştırıldı. Enerji piyasalarının entegrasyonu ve ticaret konularında görüşmeler sürerken, savunma alanındaki işbirliği konusunda uzlaşma sağlanamadı.
Üzerinden 6 yıl geçen Brexit, bugün İngiltere halkı için dönüm noktası kabul ediliyor. Ekonomiden sağlığa, kamu hizmetlerinden göçe kadar birçok konunun, Brexit’ten sonra kötüye gittiği düşünülüyor. Örneğin artan hayat pahalılığının sebebi, Brexit sonrası çıkılan Gümrük Birliği görülürken hastanelerde artan bekleme sürelerinin sebebi ise Avrupalı sağlık çalışanlarının Brexit sonrası İngiltere’den ayrılmasıyla düşen personel sayısına bağlanıyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]