Hudson Enstitüsü’nden Luke Coffey, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) jeopolitik, ekonomik ve stratejik gücünü vurgulayan bir analiz kaleme aldı. Coffey’a göre, TDT üye ve gözlemci ülkeleriyle birlikte 175 milyonu aşkın nüfusu ve 2,4 trilyon doları aşkın toplam GSYİH’yi temsil ediyor. Bu sayılar, Türk Dünyası’nın G20 ekonomileriyle benzer bir konumda olduğunu gösteriyor.
Coffey, Teşkilatın jeopolitik öneminin, küresel ticaret, enerji ve stratejik maden yatakları üzerindeki stratejik konumundan kaynaklandığını belirtiyor. TDT’nin bölgedeki önemli aktörler olan Pekin ve Moskova’nın nüfuzunu dengeleyebilecek potansiyele sahip olduğunu ifade ediyor. Coffey’e göre, ABD’nin Avrasya’daki çıkarları, güvenli ticaret rotaları ve kritik madenlere erişim için TDT’yi göz ardı edemeyeceği bir gerçek.
Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanmasının ardından ortak alfabe çalışmaları ve dil birlikteliği gibi adımlarla kimliklerini güçlendirdiği belirtiliyor. Artık TDT’nin gündeminde yapay zekadan gümrük süreçlerine, bölgesel bağlantılardan askeri iş birliğine kadar geniş bir yelpaze bulunuyor.
Coffey, ABD’nin, büyük güç rekabetinin yeni bir döneminde güvenilir ortaklara, enerjiye ve kritik minerallere erişime ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya ABD-TDT Zirvesi düzenleme veya Teşkilat Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev’i Washington’da ağırlama çağrısında bulunuyor. Coffey, “Washington artık Türk Devletleri Teşkilatı’nı görmezden gelemiyor” ifadesiyle yazısını sonlandırıyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]