ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerde ciddi bir gerilime yol açtı. Mutabakatın Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılmasını öngörmesi ve bölgedeki dengeleri değiştirmesi, İsrail kabinesinde büyük tepkiyle karşılandı. Washington yönetimi, Tel Aviv’e askeri ve finansal bağımlılığını hatırlatarak uyarılarda bulunurken, İsrail bağımsız hareket edeceğini açıkladı.
Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda dijital ortamda imzalanan mutabakat, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ve İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasını içeriyor. Anlaşmanın İsrail’in yer almadığı, ABD, İran, Lübnan, Katar ve Pakistan’dan oluşan yeni bir denetim mekanizması kurma kararı alması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’da paniğe neden oldu. Netanyahu, bu yapıya karşı diplomatik girişimler başlattı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Lübnan’daki çatışma durumunu eş zamanlı incelemek üzere bir izleme mekanizması başlattığını doğruladı. Ancak İran kanadı, mutabakat hükümlerine atıfta bulunarak, Lübnan’da tam bir ateşkes sağlanmadığı ve petrol satış izinleri verilmediği sürece Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını ilan etti.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, New York Times gazetesine verdiği mülakatta ve Beyaz Saray’da düzenlediği basın brifinginde, mutabakatı eleştiren İsrailli bakanları hedef aldı. Özellikle aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’i isim vererek eleştiren Vance, İsrail’in panik havasını tuhaf bulduğunu dile getirdi.
Vance, İsrailli bakanlara “Tam olarak ne öneriyorsunuz? 9 milyonluk bir ülkesiniz. Karşılaştığınız her ulusal güvenlik sorununu çözmek için sadece öldürerek bir çıkış yolu bulamazsınız” şeklinde yanıt verdi. Başkan Donald Trump’ı hedef alan İsrail kabinesi açıklamalarından duyduğu rahatsızlığı belirten Vance, Tel Aviv’e askeri bağımlılığını sert bir dille hatırlattı.
Vance, “Eğer ben İsrail kabinesinde olsaydım, tüm dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım. Son üç ayda vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi” dedi. Ayrıca, ABD’nin çıkarlarının her zaman İsrail ile örtüşmediğini ve Netanyahu yönetimini eleştirmenin Yahudi karşıtlığı anlamına gelmediğini vurguladı.
ABD’den gelen uyarılara ve baskılara İsrail kanadından yanıt gecikmedi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, katıldığı bir televizyon programında Washington yönetimine meydan okuyarak konuştu. Katz, “Eğer İran bize saldırırsa derhal hareket edeceğiz ve güçle karşılık vereceğiz. Kimse bize ne yapacağımızı söyleyemez” ifadelerini kullandı.
Katz, Lübnan, Suriye ve Gazze’deki işgalleri hiçbir koşulda terk etmeyeceklerini savundu ve buralarda gerçekleştirdikleri yıkımı açıkça dile getirdi. Diğer yandan, aşırı sağcı bakanlar da agresif açıklamalarını sürdürdü. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kendilerini ilgilendirmediğini ve Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceklerini ileri sürdü.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise yaşanan asker kayıplarının ardından “Bütün Lübnan yanmalı. Her İsrailli annenin gözyaşı için bin Lübnanlı anne ağlamalı” diyerek savaş suçu niteliğindeki ifadelerini yineledi. ABD’li Senatör Bernie Sanders, Ben-Gvir’in bu sözlerine sert tepki göstererek, açıklamaların bir savaş suçlusuna ait olduğunu ve aşırılıkçı İsrail hükümetinin ABD’den tek bir kuruş yardımı bile hak etmediğini belirtti.
The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklarına göre, Başkan Donald Trump ile Başbakan Binyamin Netanyahu arasındaki telefon görüşmeleri artık dostane geçmiyor. Trump’ın, ABD ekonomisini zorlayan savaşı bitirmek isterken, kendisini sürekli çatışmanın içine çeken Netanyahu’ya karşı sabrının tükendiği belirtildi. Trump’ın Netanyahu’ya “Neden binaları havaya uçuruyorsunuz? Binaları havaya uçurmayı bırakın” dediği öne sürüldü.
Netanyahu’nun ise Trump üzerinde baskı kurmak amacıyla ABD’deki sağ eğilimli medya figürlerini ve kendisine yakın senatörleri kullanmaya çalıştığı iddia edildi. Ayrıca, İsrail’in bu mutabakata bağlı olmayacağını Trump’a ilettiği öne sürüldü. ABD istihbarat kurumları da raporlarında, sonbaharda seçime gitmeye hazırlanan Netanyahu’nun siyasi geleceğini korumak adına ABD-İran barış çabalarını baltalayabileceği uyarısında bulundu.
Başkan Trump, küresel barış görüşmelerini riske atan bu süreçte İsrail’den Hizbullah ile ateşkes yapmasını talep ettiğini açıkladı. Netanyahu’nun ise orduya Lübnan’ın güneyindeki saldırıları durdurma ancak işgal edilen bölgelerden çekilmeme talimatı verdiği iddia edildi.
Reklam & İşbirliği : [email protected]