İşgal altındaki Gazze, sadece bombaların değil, açlığın da hedefinde. İsrail’in sistematik açlık politikası, sivilleri yaşamın en temel kaynağı olan ekmek ve sudan mahrum bırakarak vahşetin yeni bir boyutunu gözler önüne seriyor. Bebekler açlıktan ölürken, aileler çaresizlik içinde kıvranıyor.
Birleşmiş Milletler’e göre, kıtlık ilanı için üç kriterin aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor: hanelerin en az yüzde 20’sinin aşırı gıda yetersizliği çekmesi, 5 yaş altındaki çocuklarda yüzde 30’un üzerinde akut yetersiz beslenme görülmesi ve her 10 binde en az iki ölümün açlığa bağlı gerçekleşmesi. Gazze, bu kriterleri karşılayarak resmen kıtlık ilan edilen en kritik bölgeler arasında yer alıyor.
Gazze’de kıtlık ilanı, sadece gıda krizine dair teknik bir sınıflandırma değil, aynı zamanda İsrail’in sivillere karşı açlığı silah olarak kullandığının bir belgesi. BM’nin kararı, bu durumu daha da vurgulayarak İsrail’i baskı altına alacak ve açlığın savaş silahı olarak kullanılması iddiasını güçlendirecek.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kıtlık ilanını “insan eliyle yaratılmış bir felaket, insanlığın utancı” olarak nitelendirirken, uluslararası topluma acil insani erişim sağlanması çağrısında bulundu. Açlık krizinin tamamen önlenebilir olduğunu vurgulayan yetkililer, Gazze’deki dramın her geçen gün artarak devam edeceği uyarısında bulunuyor.
Cenevre Sözleşmesi’ne göre sivilleri açlıkla yüz yüze bırakmak savaş suçu olarak kabul ediliyor. Gazze’de yaşananlar, un ve ilaç girişinin engellenmesi, gıda tırlarının durdurulması gibi uygulamalarla açık bir şekilde ortaya konuyor. BM ve diğer insani kuruluşlar, Gazze’deki acil insani krizin çözümü için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]