Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), tarihinin en zorlu sağlık krizlerinden biriyle karşı karşıya. Ülkede ilk kez 1976 yılında tespit edilen Ebola virüsü, bu sefer daha nadir ve tehlikeli olan “Bundibugyo” varyantıyla geri döndü. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çarşamba günü itibarıyla can kaybı en az 139’a yükselirken şüpheli vaka sayısı 600’e yaklaştı. Bu varyantı, daha yaygın olan “Zaire” türünden ayıran en büyük tehlike ise şu an için onaylanmış bir aşının veya tedavi yönteminin bulunmaması. Virüsün komşu ülke Uganda’nın başkenti Kampala’ya da sıçraması bölgedeki alarm seviyesini en üst noktaya çıkardı. AB ve ABD, bölgeden gelen yolculara seyahat kısıtlamaları getirmeye başladı.
Salgının tekrar artmasının arkasında ülkenin coğrafi yapısı ve derin sosyoekonomik kriz yatıyor. Ülkenin yüzde 60’ından fazlası yoğun ormanlarla kaplı olduğundan, yoksulluk nedeniyle kırsal nüfusun protein ihtiyacının yüzde 80’ini yarasalar, maymunlar ve kirpiler gibi av hayvanları karşılıyor. Eski Sağlık Bakanı Eteni Longondo, insanların hayatta kalmak için bu hayvanları avlamaktan başka çaresi olmadığını ve bu kültürel alışkanlığın yer altındaki virüslerin insanlara geçmesindeki en büyük köprü olduğunu belirtiyor.
Doğu bölgesindeki silahlı isyanlar ve halkın derin fakirliği durumu daha da dramatik hale getiriyor; nitekim isyancıların kontrolündeki stratejik öneme sahip Bukavu ve Goma şehirlerinde de ilk ölümcül vakalar rapor edildi. Batıl inançlar ve cenaze gelenekleri ise virüsün yayılmasını hızlandırıyor. Sağlık ekipleri, virüsün kendisinden ziyade maden kasabalarında hızla yayılan batıl inançlar ve asılsız iddialarla karşı karşıya kalıyor. Yerel koordinatörler, halk arasında “görüldüğü an anında öldüren hayalet tabutlar” gibi hurafelerin yayıldığını, bu nedenle insanların tıbbi yardım yerine büyü ve geleneksel yöntemlere sığındığını belirtiyor.
Uzmanlar, salgının resmi olarak teşhis edilmeden haftalarca fark edilmeden yayılabileceğini ve bu yerleşik alışkanlıkların kırılmadığı sürece mücadelenin aylarca sürebileceğini vurguluyor. Virüsün yayılmasını önlemek ve kontrol altına almak için hem yerel halkın bilinçlendirilmesi hem de uluslararası iş birliğinin artırılması büyük önem taşıyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]