Trump‘ın Çin’in Grönland‘daki varlığına dair söylemlerinin gündeme gelmesiyle Çin ile Ada arasındaki ilişkiler mercek altına alındı. ABD Başkanı Trump, seçildikten ve göreve geldikten sonra Grönland‘ın ülkesinin kontrolünde bulunması gerektiğine ilişkin söylemini pek çok kez yineleyerek Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savundu.
Trump, Grönland‘ı ulusal ve küresel güvenlik açısından kritik önemde görürken Çin ve Rusya‘yı da Ada’yı “işgal etme niyetinde bulundukları” gerekçesiyle hedef gösteriyor. Çin ile ilişkiler, Danimarka Krallığı çatısı altında bulunan Faroe Adaları ile Grönland‘da özellikle sahip bulunduğu doğal kaynaklarla ön plana çıkıyor.
Grönland, özellikle demir cevheri, grafit, tungsten, paladyum, vanadyum, çinko, altın, uranyum, bakır ve petrol gibi doğal kaynakların yanı sıra nadir toprak elementleri de içeren zengin doğal kaynaklara sahip. Ada, 2009’da “kendi kendini yönetme hakkı” elde ettikten sonra Çin ile güçlü ilişkiler kurmaya başladı.
Çin, Grönland‘ın jeopolitik açıdan istikrarlı olmasını önemsiyor ancak Grönland‘ın bağımsızlığı, Çin için Danimarka ile ilişkilere zarar vermemek açısından hassas bir konu olarak öne çıkıyor. Çin’in yatırımları, Grönland‘ın bağımsızlığını kazanma çabasını etkileyebilir.
Grönland‘ın, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki “Kutup İpek Yolu” açısından stratejik bir konumda bulunduğu ve bölgede Çin‘in temel projelerinin Avrupa ülkelerinin güvenlik endişeleri nedeniyle engellendiği biliniyor. Çin’in Grönland‘daki yatırımları siyasi ve ekonomik riskler nedeniyle kısıtlı kalırken Ada’nın ABD ve Danimarka‘nın yaklaşımları da etkili olmaya devam ediyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]