UNCTAD, Haziran ayı Küresel Ticaret Güncellemesi’nde küresel ekonominin daha temiz enerji sistemleri, elektrifikasyon ve dijital teknolojilere doğru hızlı bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Bu dönüşüm, bakır, nikel, lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi kritik minerallere olan talebi artırarak önemli bir etkiye sahip. UNCTAD’ın verilerine göre, lityum talebinin 2040’a kadar %350, grafit talebinin ise %130’dan fazla artması bekleniyor.
Ancak, kritik minerallerin talebi hızla yükselirken tedarik zincirlerinin sınırlı sayıda ülkeye yoğunlaştığını gözlemliyoruz. Örneğin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti küresel kobalt üretiminin %74’ünü gerçekleştirirken, Çin dünya genelinde doğal grafitin %78’ini üretiyor. Avustralya, Şili ve Çin ise küresel lityum üretiminin %70’inden fazlasını karşılıyor.
Kritik minerallerdeki talep artışı ve tedarik risklerinin büyümesiyle birlikte, hükümetler kritik mineral arzını güvence altına almak, ulusal madencilik kapasitelerini geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerindeki konumlarını güçlendirmek amacıyla ticaret politikalarını uygulamaya başladı. UNCTAD verileri, kritik minerallerle ilgili yaklaşık 100 farklı ihracat önleminin 2020’den bu yana hayata geçirildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, giderek artan sayıda ülkenin kritik mineraller için rekabet etmesiyle birlikte “parçalanmış bir sistem” riskini artırıyor.
Kritik mineral anlaşmaları, kuralları ve standartları açısından oluşabilecek bu parçalanmış sistemin fiyatları yükseltebileceği, yatırım kararlarını zorlaştırabileceği ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskılar oluşturabileceği öngörülüyor. UNCTAD, kritik mineral ticaretini açık, öngörülebilir ve kalkınma odaklı bir şekilde sürdürebilmek için kararlar ve yatırımlar konusunda daha koordineli bir yaklaşım benimsemeyi önerirken, bu yaklaşımın kritik minerallerin gelecekteki rolünü şekillendireceğini vurguluyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]