Avrupa’daki iş dünyası ve ticaret uzmanları, Çin menşeli parça ve ham maddelerin kıta sanayisine derinlemesine nüfuz etmesi nedeniyle yeni bir ekonomik kriz dalgasının yaklaşmakta olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, yaklaşık 25 yıl önce Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasıyla yaşanan ve milyonlarca iş kaybına neden olan ilk “Çin Şoku”nu hatırlatıyorlar. Bu sefer tehlike, sadece elektrikli araçlar gibi bitmiş ürünlerle sınırlı olmayıp, asıl tehlikenin sanayinin ana bileşenlerinin yoğun bir şekilde Çin’den ithal edilmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Çin ürünlerinin Avrupa pazarında daha ucuza satılmasını sağlayan düşük kur politikası ve devlet sübvansiyonları, Avrupalı satın alma yöneticilerini bu ürünlere yönlendiriyor. Ancak bu durum yerel üretimi zorlaştırarak sanayinin küçülmesine ve özellikle Almanya’da makine ve otomotiv sektörlerinde on binlerce iş kaybına yol açıyor.
Çin’in Avrupa’nın neredeyse tamamını domine ettiği kritik ilaç hammaddelerinden kimyasallara ve plastik üretimine kadar birçok alanda ithalat hacmi, Avrupa’nın acil önlem almasını gerektiriyor. Avrupa Komisyonu, şirketleri stratejik bileşenleri en az üç farklı tedarikçiden temin etmeye zorlayacak acil önlemler üzerinde çalışıyor. “Made in EU” gibi yasal düzenlemelerin Avrupa endüstrisini korumak amacıyla hayata geçirilmesi birkaç yılı bulacak olsa da, baskı giderek artıyor.
Uzmanlar, gümrük vergilerinin Çin’in kur politikalarıyla etkisiz hale geldiğini ve mevcut ticaret dengesizliğinin devam etmesi halinde konunun sadece ekonomik bir krizden öte Avrupa için bir güvenlik sorunu haline gelebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]